Kürt Tarihi

Suriye Kürt Meselesine Kısa Bir Bakış

Suriye Kürtleri, (Arapça: أكراد سوريا) bu coğrafyaya ne zaman yerleştikleri tam olarak bilinmemekle birlikte Eyyûbîler devletinin kuruluşundan beri Suriye’nin demografik yapısının en önemli parçası olmuşlardır. Nüfusun %9 ila %10’unu oluşturan Kürtler, daha çok ülkenin kuzeyinde ve kuzeydoğusunda çoğunlukla Haseke, Afrin, Kobani ve Kamışlı gibi büyük şehirlerde ikamet etmekle başkent Şam, Halep, Lazkiye, Hama, Humus ve Rakka’da da azımsanmayacak kadar Kürt nüfusu varlığını sürdürmektedir. Bu nedenle ülke nüfusunun en büyük ikinci dili olarak kabul edilmektedir. Çoğunluğu Kurmanci lehçesini konuşup özellikle Şam ve Halep gibi büyük şehirlerde yaşayanlar Arapçaya da hâkim olup iki dili beraber konuşmaktadırlar.

 

 

Suriye, 12 Nisan 1946 yılında tam bağımsızlığını kazandıktan sonra siyasetindeki yeni baş aktör, ideolojisi Arap sosyalizmine dayanan ve birkaç Arap entelektüeli tarafından kurulan Baas Partisi olmuştu. Bu da Suriye Kürtleri için yeni bir dönemin kapılarını aralamış ve 1950’li yıllar sonrası kültürel ve siyasal anlamda ortaya çıkacak sert tutumu da beraberinde getirmişti. 1958 yılında Mısır ile birleşerek Birleşik Arap Cumhuriyeti’ni (BAC) kuran, Kürtleri de Siyonizm ve Batı’nın kullanabileceği bir etnik grup olarak nitelendiren Suriye rejimi, Kürtleri kültürel ve siyasal yönden güçsüz konuma getirmiştir. Bununla Kürtçe yayın ve müzik resmi olarak yasaklanmıştır. Ayrıca ilk Kürt partisinin (SKDP) kurulumu da bu döneme rastlanmaktadır. Fakat BAC’ın kurulmasının ardından parti kapatılmış liderleri de hapse atılmıştır.

Birleşik Arap Cumhuriyeti’nin sona ermesinden sonra 1962 senesinde 93 sayılı kanun hükmündeki kararnameye göre Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Haseke vilayetinde bir nüfus sayımı yapılmış ve bununla Suriye’deki Kürt meselesinin en önemli ilk unsurun temeli atılmıştır. Yapılan sayımda Kürtler şu şekilde sınıflandırılmıştır:

  • Suriye vatandaşlığından çıkarılmayanlar.
  • Suriye vatandaşlığı iptal edilip ecanib/yabancı sayılanlar. (Sayıları yaklaşık 120.000’i bulup kartları üzerlerinde “ecanîb” yazılı kırmızı tanıtım kartları verilmiştir.)
  • Nüfus sayımına katılmayan ve maktûmîn/kayıtsız olarak isimlendirilenler.

Söz konusu nüfus sayımı, bölgede yaşayan Kürt halkını vatandaşlık hakkından kaynaklanan tüm tabii haklarını (medeni, sosyal, siyasi, kültürel ve ekonomik haklar vs.) kullanmaktan ve normal yaşamlarını sürdürmekten ayrıca çalışma, eğitim, öğretim, seyahat, mülk edinme ve tarım arazilerini kullanma gibi yaşamın her alanına yayılan bir ayrımcılıkla karşı karşıya bırakmıştır.

Kasım 1970 yılına kadar askeri darbelerle gelen Suriye, Mart 1971 yılında başkanlığa seçilen Hafız Esad ile hızla iktidarı tekeline alarak ülkenin en önemli ve tek söz sahibi olmuştur. Hafız Esad’ın yönetimi ele geçirmesiyle Kürt meselesinin seyri üzerinde önemli ikinci unsur ortaya çıkmıştır. Bu da 1974 yılında başlatılan ve 350 kilometre uzunluğundaki Arap Kuşağı (el-Hizam el-Arabî) projesidir. Bu proje kapsamında Kürtlerin iskân ettiği bölgelerin Araplaştırılmasını ve zorunlu göçe tabi tutulmasını ayrıca bölgenin Arap halkına verilmesi öngörülmüştür. Bu maksatla Kürtçe isimli bölgeler Arapça isimlerle değiştirilmiş, ayrıca Kürt aşiretlerinin bir araya gelmeleri de engellenmek istenmiştir. Yine vatandaşlık haklarından mahrum bırakılan 120.000 Kürt mağdur edilmiştir. Kürtlere yönelik bu kültürel ve siyasi anlamdaki ayrımcı ve dışlayıcı tavır 1991 Körfez Savaşı’na kadar bir devlet politikası haline gelmiştir. Hükümetin bu uygulamalarını protesto edenler ise tutuklanarak Şam Mezze hapishanesinde yoğun işkencelere maruz bırakılmıştır.

Suriye Kürtlerinin yoğunluklu yaşadığı şehirler.

Suriye Kürtlerinin yoğunluklu yaşadığı şehirler.

 

2000 yılının Haziran ayında Hafız Esad’ın hayatını kaybetmesi üzerine yerine oğlu Beşşar Esad geçmiştir. Avrupa’da eğitim alan Beşşar Esad iktidar koltuğuna gelince özelde Kürt halkı genelde de Suriye halkında bir reform beklentisi oluştu. Fakat bu beklentilerin tamamı Baas’çı birtakım gruplar tarafından engellendi.  Esad iktidarının ilk yıllarında Kürt meselesine ilişkin olumlu sayılabilecek birtakım adımlar atarken aynı zamanda da Kürt halkı üzerindeki baskılarını da sürdürmüştür. Bu kapsamda devam eden bazı kültürel ve siyasal baskılar, ülkede yaşayan Kürtleri devlete düşman etmiştir.  Kürt meselesinin çözümüne ilişkin olumlu bir adım atmayan Beşşar Esad, Baas rejiminin Kürtlere karşı oluşturulan ayrımcı ve asimilasyon politikalarını da devam ettirmiştir. Yapılan bu baskı ve ayrımcı politikalar Kamışlı olaylarının gelişmesine olanak sağlamıştır. 12 Mart 2004 yılında bir Arap takımıyla Kürt takımı arasında yapılan bir futbol müsabakasında atılan siyasi sloganlar sebebiyle  iki halk arasında çatışmalar olmuştur. Olayın ardından binlerce Kürt sokaklara çıkarak “Özgür Kürdistan” sloganları atmıştır.

12 Mart 2004 yılında Kürt Direnişçiler Hafız Esadın Resminin Bulunduğu Bir Duvardan Resmini Siliyor

12 Mart 2004 yılında Kürt Direnişçiler Hafız Esadın Resminin Bulunduğu Bir Duvardan Resmini Siliyor

 

Kamışlı’da başlayan bu olaylar kısa bir süre zarfında büyüyerek Afrin, Haseke, Amuda, Halep ve Şam vilayetlerine kadar ulaşmıştır. Kısa bir zaman içinde patlak veren olaylar rejim güçleri tarafından sert müdahaleler ile bastırılma yoluna gidilmiş ve olaylar sonucunda aralarında Arapların da bulunduğu 50’ye yakın kişi hayatını kaybetmiştir. Kamışlı olaylarından kısa bir süre sonra rejimin Kürtlere yönelik yaptığı bir diğer olay ise Haznevi Tarikatı’nın lideri Şeyh Maşuk Haznevi’nin sahip olduğu karşıt görüşlerinden dolayı dönemin yönetimi tarafından ofisinden çıkarken kaçırılması ve işkenceye maruz bırakılarak öldürülmesi olayıdır. Haznevi kaçırıldıktan birkaç hafta sonrasında Kamışlı’nın yaklaşık olarak 270 km. güneyinde Deyrezor vilayetinde ölü halde bulunmuştur.  Daha sonrasında ise Haznevi cinayetini protesto için 2005 yılında binlerce Kürt toplanmış ve rejim güçleri ile halk arasında şiddetli bir çatışma yaşanmıştır.

 

Kürtler, bugün Suriye’de en büyük ikinci etnik grubu oluşturmaktadırlar. Fakat bir türlü siyasi bağımsızlıklarını kazanıp ülkede bir güç haline gelememişlerdir. Baas rejimi, 2011 yılında patlak veren iç savaşa kadar Kürtlere yönelik izlenen ana çizginin genel olarak dışlayıcı ve ayrımcı politika güttüğünü söylemek mümkündür. Özellikle iç savaştan sonra Suriye’deki Kürt meselesinin hangi yöne evrileceğinden ayrıca Baas yönetiminin Kürtlere yönelik ayrımcı ve asimilasyon politikasını sürdürüp sürdüremeyeceği önemli bir rol oynamaktadır.  Hassaten bu anlamda atılan en önemli adım 1962 yılında nüfus sayımında vatandaşlıktan çıkarılan 50.000 Kürdün vatandaşlığının geri verilmesi olmuştur. Suriye’de var olan toplumsal bir kimlik sorununun gelecek yıllarda nasıl bir şekle bürüneceği, iç savaşın hangi noktaya varacağı ve Baas rejiminin Kürt meselesi konusunda değişikliğe gidip gidilmeyeceği ile yakından ilişkili olacaktır. Ancak şunu da hatırdan çıkartmamız gerekir ki Suriye rejimi, Kürtlerin Suriye’de en büyük ikinci etnik grubu oluşturdukları için diğer gruplara göre daha dikkatli davranacağıdır.

 

Yazar: Mergehî

 

KAYNAKÇA

 

Bingöl, Nevzat. Suriye’nin kimliksizleri Kürtler. Elma, 2013.

Gökcan, Ö. (2018). Suriye’nin Kürt meselesinin tarihsel seyri (1946-2011). Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi5(2), 159-190.

Özkaya, A. N. (2006). Suriye Kürtleri: siyasi etkisizlik ve Suriye Devleti’nin politikaları. Uluslararası Hukuk ve Politika, (08), 90-116.

Tejel Gorgas, Jordi. Suriye Kürtleri. No. BOOK. Burçin Koç, 2012.

https://www.ida2at.com/historical-background-of-syrian-kurdish-issue/

https://jisrtv.com/المقالات/مقالات-رأي/الجزء-الثاني-الأكراد-في-حكم-البعث-وحافظ-الأسد-صراع-الهوية-والوجود/

1 Yorum

Yorum bırak