Kültür

Kürtçenin Ölümü

Değerli Kürt halkı Kürt dilinin ne hale geldiğini anlatmak için yazımı Türkçe yazacağım çünkü Kürt gençliği, çocukları, yetişkinleri ve hatta yaşlılarımız Kürtçe bilmiyor. Kendi dilini anlamıyor ve konuşamıyor. Güneydoğu’da büyümüş ve üniversite kazanarak İstanbul’a gelen ve İstanbul’da yaşayan 22 yaşında bir Kürt genci olarak bu yazıyı size sunuyorum. Kalbimin derinliklerinden gelen üzüntü ve kederle yazacağım yazımı çünkü Kürtler Kürtçeyi unutuyor, unutmamak için yeterli çabayı göstermiyor. Bu yazıyı Türkçe yazmamdaki bir diğer etken düşündüklerimin hepsini aktaracak kadar Kürtçeye hâkim olmamak, yani bu yazıda Kürtçenin ölümünden bahseden ben kendi dilimle yazacak dil kapasitesine hâkim değilim. Hâkim olmadığım için Türkçe yazmaya mecburum. Yazının girişi aslında yazının tüm sebebini ortaya koydu bile ‘KÜRTÇEYE HÂKİM OLMAMAK’ bunda birçok suçlu sayabiliriz: Devlet, sürgünler, yasaklar, halkın bilinçsizliği ve daha nicesi… Devletin cumhuriyetin ilanı ile birlikte Kürtçeyi yok sayması böyle bir dilin var olduğunu kabul etmemesi şüphesiz Kürtçenin halk arasında bu kadar az konuşulmasında etkendir. Devlet Kürt halkını asimile etmek için öncelikle dilini yasakladı çünkü bir toplumun milli bilincini yok etmek istiyorsanız başvuracağınız en etkili yol dilini tarih sahnesinden silmektir. Dilini yok etmek ve milli bilincini diri tutturmamak için devlet eliyle Cumhuriyet döneminden itibaren Kürt halkı sürgünlere maruz kaldı sürgün edildikleri bölgelerde birlikte bulunmaları yasaklandı. Yerleştirildikleri bölgelerde toplam nüfusun %10 unu geçmeyecek şekilde sürgün edildikleri bölgelere yerleştirildiler. Devletin uyguladığı yasaklar ve sürgünler maalesef Kürtçeyi hak ettiğinden çok daha geriye götürmüştür. Sürgünler ve yasaklar ve daha nicesi, hiçbiri Kürt halkı kadar suçlu değildir. İlk olarak Kürt toplumu, sonrasında Kürt aileleri, sonrasında ise kendimizin yaptığı hatalar kendi dilimizle düşünmemizi, yazmamızı ve konuşmamızı engelledi. Dil bilincine ne ben ne ailelerimiz ne de Kürt toplumu sahipti, burada şüphesiz en az suçlu olan benim. Ailem Kürtçe konuşmazdı evimizin içinde Kürtçe; misafirler, yaşlılar gelince veya bayramdan bayrama büyüklerimizle konuştuğumuz bir dil olmuştu bizim için yani ailemizden Kürtçe konuşmayı göremedik. ‘Aileden Öyle Görmek’ kimilerince bir kaçış yolu, bahane olarak gelebilir ama Kürt halkının Kürtçeyi öldürmesinin en önemli sebeplerinden biri budur. Ailelerimiz Kürtçe ile büyürken 20 30 yaşlarına kadar Kürtçe dışında dil bilmezken neden bizle Türkçe konuşuyorlar?

(Kürt Alfabesini Öğreten Bir Öğretmen)

1970 yılında doğan babam 1990-2000 yıllarındaki birçok Kürt genci gibi İstanbul’ a inşaatlara, restoranlara çalışmaya gelir. Doğuda çalışacak yer az, karnınızı doyuracak ekmek, geçim sağlayacak para yok. Bu durumda devletin 1920 li yıllardan beri uyguladığı Kürt halkını asimile etme ve fakirliğe mahkûm etme politikası etkili olmuştu. Devlet halkın düşünmesini, sorgulamasını istemiyordu. Fakir insanların yakın dönemdeki derdi ve düşüncesi karnını doyurmak, uzun dönemdeki dert ve düşüncesi ise bir daha açlığa mahkûm olmayacak para kazanmaktı. Açlığa, fakirliğe mahkûm olmamak için İstanbul’a gelen Kürt gençleri Türkçe bilmiyorken veya çok az Türkçe konuşurken insanlarla iletişim kurmak onlar için bir çile olmuştu. Bir kelime söylersiniz sizi anlamazlar, size farklı bakarlar derdinizi anlatmaya çalışırsınız anlamazlar, anlamamakla kalmaz anlamadıkları için sizi suçlarlar: 20 yaşına kadar hiç bilmediğiniz, daha önce konuşmadığınız ve kendinizi anlatmakta zorluk çektiğiniz dile hâkim olmadığınız için sizi suçlarlar ve size tepeden aşağılayıcı şekilde bakarlar. Arkadaş olmak istersiniz insanlarla ama yeteri kadar Türkçe konuşamıyorken söylediğiniz her şeyle dalga geçilir, alay edilir, gururunuz incinir. Sokakta arkadaşınızla, ailenizle Kürtçe konuşmak istersiniz ama içinizde bir korku belirir daha önce duyduğunuz olaylardan dolayı; dayak, işkence, ölümler… Kürtçenin yasaklanmasından gelen korku aklınızı, yüreğinizi esir alır ve konuşmamayı tercih edersiniz. Değerli babamın anlattığı bu anılardan anlıyoruz ki Ailelerimizin çektiği acılar, yaşadıkları zorluklar, Türkçe konuşmaya mecbur bırakılmaları belki de kendi evlerinde Türkçe konuşmalarının etkin sebeplerinden biridir; çünkü çocuklarının kendi yaşadıklarını yaşamalarını istemiyorlardı, geçtikleri zor, dikenli yollardan geçmemizi istemiyorlardı. Bu belki de ailelerimiz en büyük hatası olmuştur çünkü onların geçtiği yollardan geçmeliyiz ki bizim çocuklarımız bir daha o yollardan sonsuza kadar geçmesin ve her zaman şu değerli Kürt atasözünü unutmamalıyız.

DIJMINE BAVU KALA NABİN DOSTE LAVA

Bir diğer sebepte şüphesiz Türk elit kesiminin 1990-2000 yılları arasındaki Türkçe konuşma isteğiydi. Belli kesimlerce iyi bir Türkçe ve az konuşulan Kürtçe bir elitlik, yükseklik belirtisiydi, bazıları Türkçeye hâkim olmayı bir saygınlık olarak gördüler kendi toplumunun eksiğini, yanlışlarını, uğradığı zulümleri Türkçe ile anlatmak yerine Türkçeye iyi hâkimiyet kurmanın verdiği daha önceden yaşadıkları dışlanmışlığı, onlardan olmama hissini yaşamak istemediler. Kendilerine göre daha üst, daha yukarıda olan sınıfa Türk sınıfına geçmeyi bir amaç olarak gördüler. O dönemlerde kimi Kürt gençleri Türkiye’nin batı kesimlerinde eğitim almış ve Türkçe’yi eğitim aldıkları dönemde tamamıyla öğrenmişlerdir. O dönemlerde üniversitelere giren Kürt gençler çevresel baskılar sebebiyle gruplaşmışlardı. Türkçeye hâkim olmama, Kürtlerin Türkçe konuşurken hor görülmesi ve kendinden olmayana güvenememe Türk-Kürt dostluğunun üniversitelerde yaygınlaşmasını engelledi. Bu sebepler ailelerin çocuklarının Kürtçe öğrenip bu zorlukları yaşamalarına engel olma isteği ile ortaya çıkmıştır. Bu durum belki de Kürtler’in yapmış olduğu hataların en büyüğü olmuştur. Kürt halkının yeni kuşakları Kürtçe bilmiyor, sokaklarda oynayan çocuklar Türkçe gülüp eğleniyor, Kürtçe konuşamıyor ve konuşmuyorlar.

(Kürtçe Eğitim İçin Eylem Yapan Bir Kürt Kadını)

Değerli Kürt tarihçisi İsmail Beşikçi bir konferansta verdiği demeçte şöyle söylüyor ‘ Türkiye’deki Kürtler Kürtçeye sahip çıkmalı. Kürtçeye sahip çıkmak çocuklara öğretmek çok önemlidir. Kürtçeyi günlük hayatın bir parçası haline getirmek, çarşıda, pazarda, okulda, her yerde Kürtçe konuşmak ve yazmak çok önemlidir. Kuzeyde Kürtlerin Kürtçeye sahip çıkmaları çok önemli. Kürdistan’ın güneyi gibi değil, orada böyle bir sorun yok. Herkes Kürtçe konuşup, eğitim görüyor. Ama kuzeyde böyle değil. En önemli sorun Kürtçeye sahip çıkmaktır. Bunu bilinçli şekilde tartışmalı hayata geçirmeli, günlük hayatın bir parçası haline getirmeli.

Kürtlerin özellikle Kürtçeye sahip çıkmaları Kürtçenin özellikle çocuklarda yaygınlaştırılması önemli. Örneğin Diyarbakır, Batman, Nusaybin, Cizre’de dolaşıyorsunuz. Çocukları izleyin, sokakta kapı önünde oynayan çocukları izleyin, bu çocuklar hangi dille konuşuyorlar. Oynarken, kavga ederken hangi dili konuşuyorlar. Eğer bu dil Kürtçe değilse Kürtler tabi çok büyük tehlikelerle karşı karşıyadır. Bu bakımdan çocuklara Kürtçe öğretmek, Kürtçe konuşmalarını sağlamak çok önemli.
Size Madam Curie’den bahsedeyim. Madam Curie Polonya’lıydı. Onların da Kürtlere benzer bir tarihi var. Birkaç defa Polonya bölündü, parçalandı ve paylaşıldı. Bir fark var, devlet olup parçalanıyorlar. Ama Kürtler devlet olmadan parçalandılar. 1870’lerde Madam şunu diyor, o zaman 7-8 yaşında bir çocuk, şöyle diyor; “Ülkemiz, Rus İmparatorluğu, Alman ve Avusturya-Macaristan arasında paylaşıldı. Bizim şehrimiz, Rus İmparatorluğu denetimi altındaydı. Okulda Leh dili yasaklanmıştı ve Rusça konuşmamız isteniyordu. Eğitim Rusçaydı ama biz evden okula gelirken veya okuldan eve giderken kendi aramızda çocuklar olarak hep kendi dilimizi konuşuyorduk.” Yine, “Akşam evde bütün ailemiz Leh dilini konuşurdu. Çocukları Leh diliyle eğitmeye çalışıyorlardı ve ulusal kurtuluş mücadelemizde Leh dilinin çok önemli bir yeri var. Ailemiz çocuklarını Leh diliyle eğitmeye çok özen gösterdiler” diyor. “Biz de çocuklar olarak okuldan gelir ve giderken hep kendi dilimizle konuştuk.” Hatta diyor ki “ders Rusça ama zil çalıp teneffüse çıktığımız zaman bile kendi aramızda Lehçe konuşurduk. Ulusal Kurtuluş Mücadelemiz böyle gelişti.”

(Kürtçe Ders Esnasında Bir Çocuk)

Kürtler için devlet okul açmayabilir, zorunlu eğitim olmayabilir ama her ev bir okul olabilir. Çocukları Kürtçe eğitmek çok önemli. Diyelim Batman, Diyarbakır, Hakkâri’de yaşlılar kahvehanede Kürtçe konuşuyor. Bu çok iyi ama bu geleceği belirlemiyor. Biraz önce Diyarbakır’dan bahsettik, araştırın çocuklar hangi dilde konuşuyor. Durum iyi değil, çocuklar hep Türkçe konuşuyor, bu çok kötü bir durum. Kürtçeye sahip çıkmak çok önemli kuzeyde. Kürtçeyi yaygınlaştırmaları çok önemli.
Kürt aydını İsmail Beşikçi’nin söylediklerini asla unutmamalıyız Kürtçe öğrenmeli, öğretmeli ve ne kadar zorluk, yasak karşımıza çıkarsa çıksın Kürtçe konuşmayı asla ama asla bırakmamalıyız. Atalarımız binlerce yıldır her türlü savaşa, işkenceye, eziyete rağmen dilimizi, kültürümüzü muhafaza etmiş ve korumuştur. Kürt halkı atalarının emanetine sahip çıkmalı ve bunun sorumluluğu ile hareket etmeyi kendine vazife olarak görmelidir.

” BİR MİLLETİ YOK ETMEK İSTİYORSANIZ İŞE ÖNCE DİL İLE BAŞLAYIN”

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA
1- https://www.google.com/search?q=z%C4%B1mane+kurdi&tbm=isch&ved=2ahUKEwjMhbLZrN_3AhUph_0HHYMMAF4Q2-cCegQIABAA&oq=z%C4%B1mane+kurdi&gs_lcp=CgNpbWcQAzIFCAAQgAQyBQgAEIAEMgQIABAYMgQIABAYMgQIABAYMgQIABAYMgQIABAYMgQIABAYMgQIABAYMgQIABAYOgUIABCxAzoICAAQgAQQsQM6BggAEAcQHlC-B1jsEGDRFWgAcAB4AIABXIgBqgWSAQE4mAEAoAEBqgELZ3dzLXdpei1pbWfAAQE&sclient=img&ei=f9B_YozKGqmO9u8Pg5mA8AU&bih=625&biw=1366&rlz=1C1OKWM_trTR927TR927#imgrc=xsLh0EoNANZsyM
2- https://haber.sol.org.tr/yazarlar/ozkan-oztas/kurd-kurdi-kurdistan-100949
3- https://www.google.com/imgres?imgurl=https%3A%2F%2Fm.bianet.org%2Fresim%2Folcekle%2F36078%2F490%2F250&imgrefurl=https%3A%2F%2Fm.bianet.org%2Fbianet%2Ftoplum%2F138349-cejna-zimane-kurdi-piroz-be&tbnid=BFc8cosXSXj7SM&vet=12ahUKEwjX0c7nrN_3AhURiP0HHVqiBrwQMygMegUIARDfAQ..i&docid=Tx5yet-a-_QYCM&w=490&h=250&q=z%C4%B1mane%20kurdi&ved=2ahUKEwjX0c7nrN_3AhURiP0HHVqiBrwQMygMegUIARDfAQ
4- https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/2102202114

5-https://www.adilmedya.com/kurtce-var-atamasi-yok/kurtce/

1 Yorum

  • Kürtçe kastedildiği üzere biz Kürt gençlerinde bir yaşam dili haline gelmedikçe daha da zayıflayıp yok olmanın eşiğine gelmesi büyük bir ihtimal dahili.günümüzde türkçe konuşmak bir ayrıcalık değil aksine anadilimizin- yani Kürtçenin-konuşulması yazılması bir ayrıcalık ve üstünlük belirtisidir kanımca.Ve biz Kürt gençlerine düşen omuzlarımızda ki kutsal bir sorumluluk olan Kürtçeyi yaşamın her alanında yani edebiyatta,felsefede,sosyal ilişkilerde,bilimde,sanatta ve tüm sanat alanlarında geliştirerek kullanmalıyız.Dilimiz ancak ve ancak böyle küllerinden doğabilir.Zamanıdır,tam zamanıdır! İstemenin kurtulmak olduğunu unutmamalıyız.

Yorum bırak