Kürt Tarihi

Kürt Diasporasına Genel Bakış

Kürt Diasporası: Kürtlerin dünyadaki nüfuslarını belirtmek için kullanılan terime denir. Kürt diasporasını ve Kürt diasporasına neden olan durumları anlamak için öncelikle Kürt tarihinin geçmişine, Kürtlerin dinine, kültürel ayrımlarına ve dönemsel olarak Kürtlerin istek ve beklentilerine bakmak çok önemlidir.

Medler Doğudan gelen aryan bir halk, Kürtlerin esas ataları olarak tarihçiler ve araştırmacılar tarafından görülmektedir. Milattan önce iki binli yıllardan itibaren İskandinavya ve Baltık sahillerinden Rusya steplerine geçerek Kafkaslar ve Azerbaycan üzerinden Batı İran’daki Zagros dağlarına geldikleri ve Perslerle aynı kökten ve akraba oldukları öne sürülmektedir. Medler günümüzdeki İran’ın kuzeybatı ve günümüzdeki Azerbaycan’ın güney ve güneydoğu kesimlerinde yaşamış bir halktır. Med imparatorluğu altın çağına Büyük Kiros döneminde ulaşmış ve ilk birleşik Pers/ Med imparatorluğunun oluşmasına önayak olmuşlardır. Medler tarihçiler tarafından Toros dağlarında ve Dicle’nin doğusunda yaşadıkları için, verimli ve üretken bir medeniyet toplumu olarak adlandırılmışlardır.

Medlerin tarihi ile ilgili çağdaş ve yazılı belgelere ulaşmak neredeyse imkânsızdır. Medlerin tarihi çeşitli tarihçilerin söylemleri ve sonradan yazılan yazılı eserlerde geçen bilgilerle oluşturulmuştur Ermeni tarihçi Heyton şöyle bir söylemde bulunmuştur’ Sonunda Araplar Mısır’ın yönetimini kaybettiler ve Medler ki onlara Kürtler deniliyordu, Mısır’a egemen oldular.’ Kaliforniya Üniversitesinde profesör olan Wadie Jwaideh “Kürt halkının tanınmış atalarından biri olan Med İmparatorluğu, Kürtler tarafından kurulduğu söylenebilecek harika nasyonal olan, tek devletti’ şeklinde bir söylem ortaya atmıştır. Bu söylemlerle birlikte Kürtlerin kökeninin Medlere dayanmadığını iddia eden araştırmacılarda vardır, İran araştırma profesörü Gernot Windfuhr, Kürt dillerini Medce’nin alt katmanları olarak temellendirmiş olsa da daha çok Patça diline benzediğini söylemiştir. Bu farklı görüşleri temel alan eksende tarihçilerin çoğunun Kürt halkının atası olarak Medleri aldığını söylemek mümkündür.

(Tarihçi Herodota Göre Med İmparatorluğunun Astyages dönemindeki sınırları)

Medlerin torunları olan Kürtler sonraki dönemlerde ise çeşitli devlet yapılanmaları ve devletlerin içinde varlıklarını sürdürmüşlerdir. Med İmparatorluğu’nun dağılmasından sonra İslamiyet öncesinde Perslerle birlikte üç yüzyıl yaşamış ve bu dönemde tekrardan Med dönemindeki siyasal güçlerini kazanmak için çabalamışlardır. İslam döneminde ise Hazreti Ali’nin ölümünden sonra sona eren Dört Halife Dönemi sonrasında Kürtler de Müslümanlar arasındaki fikir ayrılıklarından ve siyasi çekişmelerden etkilendiler. Bu dönemde Hz Muhammed’in vefatından sonra bazı Kürt kabileleri ise isyan ederek İslamiyet’ten önceki inançlarına döndüler. Bu dönemde Kürt şahsiyetlerden olan Ebu Müslimi Horasani Ehli Beyt’le Emevi yönetimine son verdi. Abbasiler Ebu Müslim Horasanin gücünden çekindikleri için onu tuzağa düşürerek öldürdüler. Ebu Müslim’i saf dışı bırakan Abbasiler, sonrasında ise Ehli Beyt’i de saf dışı bırakarak iktidarı ele geçirdiler. Bu dönemler Kürt yüzyılı olarak adlandırıldı. 10. ve 12. yy Kürtler ve Kürt askeri fetihleri Orta Asya’dan Libya, Yemene kadar uzanıyordu. 1092-1272 yılları arasında Orta Doğuda Kürtler Haçlılara karşı Kürt prensi Selahaddin Eyyubi’nin önderliğinde savaştılar ve Kudüs’ü Haçlılardan geri aldılar. Bu dönemlerde güçlü hanedanlıklar kuran Kürtler altın çağını yaşamışlardı. Bu dönemde Kürtlerin kurduğu bazı hanedanlıklar şunlardır: Büyük Lor Devleti, Dilemiyan Devleti, Hasmaviler Devleti, Şeddadiler, Hazbaniler, Mervaniler, Eyyubiler…

Sonraki dönemlerde ise Kürtler Orta Doğuda Moğol istilalarıyla mücadele ettiler. Orta Doğu topraklarında eski güçlü dönemlerine ulaşamayan Kürt halkı Safevi ve Osmanlı İmparatorluklarının sınırları içinde devlet kurmadan uzun yıllar yaşadılar. Kürtlerin bu dönemde devlet kurmak için girişimde bulunmamalarının ve Osmanlı Devlet sınırları içinde yaşamasının altında yatan sebepler şunlardır;

1-Kürtlerin dini, mezhebi olarak Osmanlı İmparatorluğu’na yakın olması ve Alevi olan Safevilere karşı Sünni Osmanlı tarafını tutmaları; Kürtler kendileri İslam için savaştıklarına inanmış ve bu dönemde Osmanlıya karşı oluşacak bir bağımsızlık hareketinin İslam’a zarar vereceğini düşünmüşlerdir.

2-Osmanlıların Kürtlere karşı sağladığı haklar olmuştur. Yavuz Sultan Selim 1515 Çaldıran Savaşı’ndan sonra Kürt beyleri ile Amasya’da buluştu ve Kürt-Osmanlı özerklik anlaşması ile Kürt beylerine özerklik içeren fermanı mühürleyip İdrisi Bitlisli ‘ye verdi. Bu anlaşma tarihte eşine az rastlanır derecede haklar tanınan ve teminat altına alınan bir anlaşmadır. Yavuz Sultan Selim döneminden sonra oğlu Sultan Süleyman da bir ferman yayınlayarak özerklik anlaşmasını aynen devam ettirdi.

Yavuz Sultan Selim döneminden 1800’lü yıllara kadar Kürt ve Türk halkları kardeşlik ve barış içinde yaşamışlardı.1800’lü yıllarda Osmanlı İmparatorluğunun çöküş dönemine girmesi ve Devlet-i Aliye içindeki fikir ayrılıkları 1839 yılında Tanzimat Fermanı’nın ilan edilmesiyle Kürt-Osmanlı ilişkileri kopmaya başladı. Tanzimat Fermanında Kürt Özerklik hakların kaldırılması ve Kürt beylerin vergilerine el konulması Kürtlerin isyan etmelerine ve geri dönüşü olmayan yola girilmesine yol açmıştır. Bu dönemde gerçekleşen isyanlar şunlardır:

1-Baban Abdurrahman Paşa İsyanı

2-Rewanduzlu Mehmed Paşa Hareketi

3-Gerzan Ve Sincar İsyanları

4-Amidiyeli İsmail Paşa İsyanları

5-Botan Miri Bedirhan Bey İsyanı

6-Ezdin Şer İsyanı

7-Osman ve Hüseyin Kenan Bedirhan Olayı

8-Şeyh Übeydullah Hareketi

Bu İsyanlar sonrası Kürt beylikler dönemi sona erdi. Bu duruma yol açan temel neden değişen dünya koşulları olarak yorumlanabilir. Kürt Beylerinin feodal yapısına yeni Dünya düzeninde yer yoktu. Her ulus kendi bağımsızlıklarını kendileri tayin etme hakkına sahip olmak için isyan hareketleri başlatırken Kürt halkı bu isyanlara geç katılmış hatta çoğu zaman eline fırsat geçmesine rağmen isyan etmemiştir. Kürtleri buna iten durumların temelinde Osmanlı’nın din kardeşi olarak görülmesi yatmaktaydı. Halifeliğin merkezi olan Osmanlıya karşı isyan Kürt Beyleri ve Kürt halkı tarafından İslam’a karşı bir isyan olarak görülüyordu bu durum Osmanlı boyunduruğu altındaki diğer devletler gibi bağımsızlık isteğinin Kürtlerde görülmemesine yol açtı. Diğer halklar 1789 Fransız İhtilali sonrası bağımsızlık hareketlerine girişmeye başladılar. Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş dönemine denk gelen bu süreç Osmanlı’nın sınırlarındaki halklarda bağımsızlık isteğini uyandırmış ve bu istek uğruna Osmanlıya karşı savaşmaya itmiştir.

Kürtlerin isyanlarla geçen döneminden sonra Sultan Abdülhamid’in tahta gelmesiyle İslamcılık siyasetini izleyen Osmanlı İmparatorluğuna Müslüman Kürtler tarafından tekrardan sempati ile yaklaşılmasına neden oldu. Dini inanç birliğinin ve Abdülhamid döneminde Kürtlere tekrardan görece bir statü sağlanması Kürtlerin Osmanlıya tekrardan bağlanmasına neden oldu ve bağımsızlık düşüncesinin bir kez daha rafa kaldırılmasına yol açtı.

Sultan Abdülhamid döneminin sonları ve sonrasında ise çeşitli nedenler Kürtleri bağımsızlık arayışına ve kendi devletlerini kurma arzusuna itmiştir. Meşrutiyete karşı olan yüksek Kürt nüfusu, İttihat ve Terakki Cemiyetinin Kürt dilini yok sayması, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılma sürecinde Hilafetin kaldırılması ile Kürtlerin Müslüman kardeşi olarak gördükleri Türklere karşı bir uzaklaşma eğilimi ortaya koymalarına neden oldu. 1910’lu yıllarda Kürt öğrencilerin İstanbul ve Avrupa’da tahsiller alması, Kürt halkına karşı yürütülen asimilasyon politikaları, Kürtlerdeki güçlü İslami inancın kendi ulusallaşmalarına karşı bir engel olarak yeni yeni fark edilmesi ve Ulusçuluk, milliyetçilik kavramlarının modern çağın yeni fikirleri olarak Kürtleri de etkisi altına alması yeni oluşan genç nüfus arasında Kürt ulusalcılığının doğmasına neden olmuştu. Bu dönemden sonrası ise Kürt halkı için yazımızın başında bahsettiğimiz diaspora kavramının yani ‘Bir etnik, dinî veya kültürel grubun çeşitli nedenlerden dolayı anavatandan koparak başka bir ülkede azınlık olmasını ifade eden durumun Kürtlerde nasıl ortaya çıktığı ve ne gibi durumların buna sebep olduğunu açıklayacağız.

Kürtlerin coğrafyası, dört farklı ülkenin sınırları içindedir. Siyasi ve kültürel hakları gasp edilen Kürtler, çizilen suni sınırlarla farklı ülkelerin hâkimiyeti altında çeşitli baskı ve inkâr politikaları ile mücadele etmek zorunda kaldılar(Gunter, 1997). ‘Kürtler, bugün 30-35 milyonluk nüfusları ile Orta Doğu’nun en büyük nüfusa sahip dördüncü halkı durumundadır’(Hassanpour ve Mojab, 2005). Kürtler, kurulan ulus devletlerin uluslaştırma politikalarına maruz bırakılmış ve ulus devlet politikalarının bir sonucu olarak, kavmi varlıkları, özellikleri ve dilleri yok sayılmış; baskılara, yasaklara, sürgünlere ve katliamlara maruz bırakılmıştır.

(Kürt Coğrafyası)

 

 

KÜRT COĞRAFYASINDA GÖÇLERE NEDEN OLAN DEVLET FAKTÖRLERİ

 

İRAN

İran’ın yakın dönemde Kürt göçüne neden olan faktörlere bakarsak iki ana durum göçlere neden olmuştur; Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve 1979 İran Devrimi.

Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin Kuruluşu: Mahabad Kürt Cumhuriyeti 1946 yılında Sovyetler ve İngilizlerin İran’ı işgali sonrasında kuruldu. İşgal öncesinde İran’da Hevi ve Komela’nın çalışmaları başlamıştı. Çevre ülkelerdeki Kürtlerle ilişki sağlamaya çalışan bu örgütler kurulacak bir devletin destek görmesi için altyapı oluşturuyorlardı. İşgalin başarıya ulaşmasından sonra Sovyetler ve İngilizler bu bölgede kendi çıkarları doğrultusunda bir rejim kurmak istediler ve Komela örgütünü fethederek İKDP(İran Kürdistan Demokratik Partisi) kuruldu, başına ise Kadı Muhammed getirilerek Mahabad şehrinde Kürt özerkliği ilan edildi. Devlet yapılanmasında ilk başbakanlığa Kadı Muhammed getirildi. Eğitim, savaş, sağlık, ekonomi, dışişleri gibi birçok bakanlık kuruldu ve kısa zamanda örgütlenme sağlanmaya çalışıldı ve devlet yapısı oluşturulmaya başlandı ancak daha birinci yıl dolmadan Kürtler yine kaderlerine terkedildi. İran Sovyetler ve İngilizler anlaşmaya vardılar ve Sovyet askerleri İran’dan çekildi. Çekilme sonrası İranlılar Kadı Muhammed’e Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin İran’a bağlı bir eyalet olmasını ve merkezden atanan bir valiyle İran’a bağlı kalmasını önerdiler ve vali olarak onu atayacağını bildirdiler. Sovyetlerin baskıları sonucu Kadı Muhammed bunu kabul etmedi. 1947 yılına gelindiğinde Tebriz İranlıların eline geçti ve Kadı Muhammed teslim oldu. Tutuklanarak yargılanan Kadı Muhammed, kardeşi ve amcası idam cezasına çarptırdılar. Bu olaylardan sonra İran’da Kürt halkına baskı ve zulümler artarak devam etti ve başta Irak olmak üzere Türkiye ve Avrupa’ya Kürt göçüne neden oldu.

1979 İran Devrimi: Ayetullah Humeyni önderliğinde Şah Rıza Pehlevi’nin indirilerek dini bir rejim oluşturması ve İran’da birçok kadını, muhalifleri ve Kürtleri baskı altına alan süreç olarak devrim tanımlanabilir. İran Devrimi’ne neden olan faktörler; Pehlevi’nin Batı’ya yakın politikası, mollaların güç kazanmak için genç nüfusu etkilemesi ve dini kaygıları ön plana atarak halkı bir din mücadelesine davet etmesi, ekonomik zorluklar olarak sıralanabilir. İran’da da devrim sonrası siyasi istikrar sağlanamamış birçok etnik gruba karşı asimilasyon ve baskılara başlanmıştı. İran hükümeti tarafından muhalif Kürtler bastırılmış ve birçok Kürt öldürülmüştü, can güvenlikleri olmayan ve olmadığına inanan bazı Kürtler göç etmişlerdir. Sonuç olarak, Irak Kürdistanı’na Kürt göçleri artmış, Türkiye, Suriye Azerbaycan gibi devletlere de İran Kürtleri göç etmişlerdir.

 

SURİYE

Suriye’nin yakın dönem Kürt göçüne neden olan faktörlere bakarsak. Suriye’den verilen göçün 2 temel sebebi vardı.

1-Kürtlerin Kimliklerinin Tanınmaması

2-Suriye İç Savaşı

Kürtlerin kimlik haklarını istemeleri ve anayasa çerçevesinde varlıklarının kabulünü yıllarca Esad hükümetinden istediler ve beklediler ama bu durum hiç gerçekleşmedi. Bu durumun gerçekleşmemesi halkta hükümete karşı bir tavrın oluşmasına yol açtı. Kürtlerin kimliklerinin tanınmaması Suriye Devleti içinde çoğu zaman bir başkaldırı ve eylemle sonuçlanıyordu Baas Rejimi bu eylemleri güç kullanarak ve Kürtlere zulmederek bastırıyordu. Bunun sonucunda Kürt halkı Suriye’den göç etmek zorunda bırakılıyor ve Türkiye, Irak ve Avrupa ülkelerine göç ediyordu.

İkinci ve asıl göç faktörüne neden olan durum 2011 yılında Suriye ordusunun eylem ve ayaklanmaları bastırmak için göstericilere ateş açması ile başlayan Suriye İç Savaşı olarak görülmelidir. Hizbullah ve Suriye ordusu Nisan 2011 yılından çıkan savaştan sonra Kürtlere ve muhalif gruplara karşı sistematik işkenceler ve katliamlar düzenledi. Binlerce Kürt, Esad rejiminin işkencelerine ve baskılarına maruz kaldı. Bu durum Suriyeli Kürtlerin başta Irak Kürdistan Bölgesi, Türkiye, Almanya olmak üzere birçok Orta Doğu, Avrupa, Asya ülkelerine göç etmesine neden oldu.

( Baasçılığın fikir babası olarak görülen Mişel Eflak)

TÜRKİYE

Kürt coğrafyasında yüksek göç hareketlerinin yaşandığı Türkiye’nin Kürt göçüne neden olan faktörleri nasıl ortaya çıkmış ve nelerdir?

Türkiye’deki Kürt göçünün temeli ve göç hareketlerinin ana merkezi Türkiye’deki Kürtlerin kültürel ve etnik kimliğinin yok sayılmasıdır. Türkiye 1920’li yıllardan beri Kürt kelimesine sansür uygulamış ve insanların kendilerini Kürt Milleti’nin bir ferdi olarak görmesini suç saymıştır. Bazı Türk kesimlerince Kürt diye bir şey hiç var olmamıştı, Kürtler dağda karda yürüyen Türklerdi, bu ve bunun gibi durumlar Kürt halkını derinden yaralamış ve kendi kimliklerinin ve kültürlerinin varlığını ispatlamak için kitlesel hareketlere ihtiyaç duymuşlardır. Bu kitlesel hareketlerin sonucu olarak kurulan Kürt siyasi partileri kuruldukları dönemden uzun yıllar boyunca medya sansürüne, anayasa mahkemelerinin kapatma davalarına ve linç girişimlerine maruz kaldılar. Kürt halk tabanın destek verdiği oluşumlarında kâle alınmaması halkın hükümetlere karşı eylemlere başvurmalarına sebep oldu. Bu eylemler Kürt dilinin, müziğinin yaşatılması için de yapılan eylemlerdi. 1900’lerin başından beri uygulanan sansürlerle Kürtler asimile edilmeye çalışılıyor, kendi kültürünü yaşamasına izin verilmiyordu bu ve bunun gibi birçok etken sonucu Kürt siyasal ve halk örgütlenmeleri ortaya çıktı.

Bu adımlarla halkın hapishanelere atılması, işkencelere maruz kalması Kürt halkının Türkiye’den göçünün belli tarihler arasında çok hızlanmasına neden oldu, bu gibi temel faktörlerin arasında birçok yan faktörde bu göçlerin ana kaynağını oluşturmuştur. Kürtlerin çok yoğunlukta yaşadığı Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgeleri 1900’lerin başından itibaren ekonomik olarak geri kalmışlığı yaşıyordu dönemsel hükümetlerin gerek bu bölgenin kalkındırılmasının Kürtlerin ayaklanmalarına yol açacağını düşünmesi gerekse de doğuyu her zaman kopma tehlikesi olan bir bölge olarak görmeleri buralara yatırım yapmamaya itti. Yatırım yapılmaması halkın yaşam standartlarının çok aşağı çekilmesine yol açtı ve bu durumda kitlesel göç hareketlerine neden oldu, 2. Dünya Savaşından sonra Almanya’nın yıkılmış sanayisini toparlayabilmek için insan gücüne ihtiyaç duyması ve Kürt coğrafyasındaki zorluklar birçok Kürt aileyi Almanya yolcusu yapmaya yetti. Bu gibi sebeplerin arasındaki bölgedeki terör olayları, askeri darbe sonrası artan devlet baskısı, köylerin boşaltılması; Türk Devleti bu proje kapsamında köyleri boşaltırken, aynı anda PKK’da kendisine destek olmayan köyleri boşaltmaya başlamıştır. İki taraf toplam 3500 kadar köy boşaltmışlardır bu durumlar Kürt göç hareketlerinin sistematik olarak artmasına yol açtı. Kürtler binlerce yıldır yaşadıkları bölgelerden onlarca sebebin ışığında göç ettiler. Yaşadıkları bölgelerden göç etmeye mecbur kalmak Kürt halkının kara bir yazgısı haline gelmişti.

IRAK

Kürtlerin en çok göç hareketine neden olan ülke hiç kuşkusuz Irak’tır. Irak göç hareketlerinin başlangıcı 1930’lara dayanmaktadır. Petrol bölgesini Araplaştırmak isteyen Irak hükümeti Kürt bölgelerini tasfiye politikası izlemiştir. Bu politika sonucu yerlerinden edilen Kürtler Irak’ın farklı bölgelerine dağılmaya mecbur bırakılmış ve yaşadıkları bölgelerde ötekileştirilmişlerdir. Yıllar geçip giderken Kürtler baskıya işkenceye ve asimilasyona uğramaları sonucu küçük gruplar halinde göç etmişlerdir

Iraktaki kitlesel göç hareketlerini tetikleyen en önemli olay kuşkusuz Enfal Operasyonudur. Enfal Operasyonu’nun başlaması Kürt göçleri açısından çok önemlidir. 1980’li yıllarda Enfal operasyonu ve devamındaki 1988 Halepçe katliamı Iraklı Kürtler için bir dönüm noktası olmuştur. Irak hükümeti Kürt muhalifleri tahliye etmek için zehirli gaz kullandığı kaydedilmiştir. 200.000 kadar Kürt’ün öldüğü yahut kaybolduğu olaylar sebebiyle, 60.000 Iraklı Kürt Türkiye’ye sığınırken 100.000 kadarı da İran’a göç etmiştir. Irak devletinin zalim, gaddar politikaları ve saldırının yanı sıra Saddam Hüseyin’in 1993’ten itibaren Irak Kürt bölgesine uyguladığı ambargo ve Kürt birliğinin sağlanamaması da Kürtlerin Irak’tan göçünde çok önemli bir etken olmuştur. Irak Kürt siyasetinin 2 büyük partisi KDP ve KYB 1994-1995 yılları arasında çok şiddetli çatışmalar yaşamış ve Kürt halkı bu çatışmalar sonucunda Kürt birliğinin kurulamayacağı; gözyaşı ve ölümlerin bitmeyeceğini düşünerek göç etmeye mecbur kaldılar. Tüm bu olayların üzerine pek çok Kürt’ün Avrupa’ya Türkiye’ye, İran’a giderek siyasi sığınma talep ettiği bilinmektedir.

(Halepçe katliamı sonrası ölen bir anne ve bebeği)

 

Acılar ve ölümlere geçen yüzyıllardan sonra, Kürt göçlerinin belki de Kürtlere kalan tek faydası Avrupa ve Amerika’nın Kürt Realitesini kabul etmeye mecbur kalmasıdır. Kürt halkının göç ettikleri ülkelerde Kürt sorununu ve acılarını insanlara anlatmaları Kürt halkının yüzyıllardır tek başına yaşadığı sorunları Dünya perdesine sermiştir. Yıllarca bu sorunları ve acıları görmezden gelen dünya ülkeleri halk tabanından gelen bu isyana daha fazla karşı koyamamış ve Kürt halkının hak ve taleplerini dinlemeye mecbur kalmıştır bunu ise Kürt halkı tarihin her döneminde olduğu gibi ACILARLA VE GÖZYAŞIYLA BAŞARMIŞTIR.

 

 

 

 

KAYNAKÇA

1- https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0ran

2- https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%BCrt_diasporas%C4%B1

3-Laizer, Sheri. Şehitler Hainler ve Yurtseverler(İstanbul: Avesta Yayınları, 2007)

4-https://tr.wikipedia.org/wiki/Medler

5- Tan, Altan. Kürt Sorunu(İstanbul: Timaş Yayınları,2009)

6-Cemal, Hasan. Kürtler(İstanbul: Doğan Kitapçılık, 2003)

7-McDowall, David. Kürtlerin Modern Tarihi(İstanbul: Doruk Yayınları, 2004)

8-https://tr.wikipedia.org/wiki/Mi%C5%9Fel_Eflak

9-https://www.indyturk.com/node/19316/d%C3%BCnya/saddam%E2%80%99%C4%B1n-k%C3%BCrtlere-y%C3%B6nelik-elma-kokulu-katliam%C4%B1-halep%C3%A7e

10-https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%BCrtler

11-Yıldırım, M.Sait.Uygarlığın Doğuşunda Kültür ve Kürtler(İstanbul:Aram Yayınları, 2010)

Yorum bırak