Kürt Tarihi

Halepçe Soykırımı

Ramazan Öztürk, Halepçe'de gördüğü manzarayı savaş muhabirliği kariyerinin en korkuncu olarak tanımlıyor.

Tarih 16 Mart 1988 bir gece yarısı göklerde üst üste uçak sesleri  geldi. Dakikalar sonra sesler yoğunlaştı ve ardından şehir bombalanmaya başladı, saatlerce bombalandıktan sonra şehre Kimyasal Gaz atıldı ve bunun sonucunda 7 binden fazla kürt şehit düştü. Binlerce kürt ise yaralandı. On binlercesi ise uzaklara sürgün edildi.

Saddam Hüseyin ve onun rejimi (BAAS REJİMİ) bu saldırıyı Kurandan geçen bir Sure ismiyle adlandırdılar. Enfal Operasyonu anlamı ise ‘Savaş Ganimetleri’ olmuştur.

Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak, 1980’li yılların ortalarında, bir yandan İran’la savaşırken, diğer yandan da Kürt isyancılarla mücadele ediyordu. Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi ile Celal Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği, Saddam Hüseyin yönetimine karşıydılar.

İki rakip örgütün ‘Kürdistani Cephe’ adı altında birleşmesi ve Süleymaniye çevresini kontrol altına almaya başlaması Saddam Hüseyin’i kızdırdı.

Halepçe Katliamında kucağında çocuğuyla şehit düşen anne

Halepçe Katliamında kucağında çocuğuyla şehit düşen anne

Kimyasal Ali:

İlk olarak, kuzeni Hasan Ali Mecid’i (kimyasal saldırıyı yönettiği için Kimyasal Ali olarak bilinir) Baas Partisi’nin Kuzey Bürosu’nun (Kürtlerin yaşadığı bir bölge) Genel Sekreteri olarak atadı. 27 Mart 1987’de Mecid’e kuzeydeki tüm eyalet birimlerini yönetme yetkisi verdi. Başka bir deyişle, kendisini aynı güçle donatıyor. Saddam Hüseyin ve Kimyasal Mecid, ülke tarihinin en kanlı operasyonunu başlattı ve “Kürt sorunundan sonsuza kadar kurtulmak” için “Enfal” adını verdiği bir operasyon başlattı. Yer, kara operasyonları, hava bombardımanları, yerleşim yerlerinin sistematik olarak imha edilmesi, büyük ölçekli zorla tehcir, atış mangaları ve kimyasal saldırılar Enfal operasyonlarının ana yöntemleridir. Amaç ise bölgede yaşayan Kürtleri tümüyle ortadan kaldırmak, yok etmektir.

Kimyasal bombalar ilk olarak Balisan Vadisi’nde kullanıldı. Bu saldırıda kaç kişinin öldüğü hâlâ tam bilinmiyor. Balisan’ı, Şanexşê köyü takip etti. Rejim güçleri burada toplanan Talabani’ye bağlı güçlere ve ailelerine saldırdı. 28 kişi öldü, 300 kişi yaralandı. Kimyasal saldırıların üçüncü ve en büyüğü ise Halepçe’ye yapıldı.

İdam Edilen Kimyasal Ali lakaplı Ali Hasan el-Mecid

İdam Edilen Kimyasal Ali lakaplı Ali Hasan el-Mecid

Halepçe Katliamı:

Irak Kürdistanı’nda İran sınırına yakın küçük bir kasaba olan Halepçe’de yaklaşık 76.000 kişi yaşıyor. Hemen yukarısında, İran sınırına çok yakın Hurmal kasabası var. Her iki yerleşim yeri de Irak için stratejik öneme sahiptir.

İran-Irak savaşı tüm şiddetiyle sürerken, 1988’in 15 Mart’ında İran ordusu ‘Zafer-7’ adıyla, Irak’ın içlerine doğru bir taarruz başlattı. Celal Talabani’ye bağlı güçler de, İran askerleriyle birlikte hareket ediyordu. İran ordusu ve Talabani’nin peşmergeleri Halepçe’yi geçerek, gece botlarla Derbendikan Gölü’nün güneyine çıktı ve Süleymaniye karayolunu tuttular.

Halepçe Katliamında şehit düşen ve yok olan bir aile

Halepçe Katliamında şehit düşen ve yok olan bir aile

Tüm iletişim hatları kesildi ve bölge ile Irak arasındaki bağlar da kesildi. Bölgede ayrıca dört bin Irak askeri var. İran ordusu çok yakın ve Kürtlerin kontrolündeki bölgeler Baas rejiminde paniğe neden oldu. Saddam Hüseyin, İran ordusunun ilerlemesini durdurmak için Mecid’e bir kez daha kimyasal saldırı emri verdi.

Mecid komutasındaki Irak kuvvetleri 16 Mart’ta düğmeye basıp Anfal’a en acımasız saldırıyı gerçekleştirdi. Önce bombalama, sonra topçu ateşi. Ancak Halepçe halkı korkmuyor. Yıllarca süren savaş nedeniyle, bu saldırının hayatlarının bir parçası olduğunu düşünüyorlar. Evlerine ve barınaklarına girdiler. Kürtler bu savaştan korkmuyor, aslanca çarpışıyordu. 7’den 70’e herkes savaş koşullarında büyümüş aslan yürekliydiler. Ancak Irak ordusunun taktiklerini bilmiyorlardı.

Irak ordusu önce bölgeyi konvansiyonel silahlarla bombalayarak camların kırılmasını sağladı. Bununla ikinci harekatın önünü açtı. Sonra da kimyasal bombalar devreye girdi. Camlar kırıldığı için içeri kaçanlar da zehirli gazlardan kurtulmadı.

Halepçe katliamında öldürülen çocuklar

Halepçe katliamında öldürülen çocuklar

İkinci bombardıman başladığında ortaya kesif bir koku yayıldı. Hayatta kalanların çoğunun “elma kokusu” dediği kokuya kimse anlam veremedi. Verecek zaman da kalmadı zaten. Kokuyu genizlerinde hisedenler birer birer ölmeye başladı. Hem insanlar, hem hayvanlar…

Bombardımanda hardal, sarin ve VX gibi gazlar içeren bombalar kullanılmıştı. Gazı soluyanların derisi yanmaya başladı, solunum sistemleri çöktü. Kimisi evinin kapısının eşiğinde, kimisi bahçesinde, kimisi duvar dibinde, kimisi ise ‘kurtulurum’ umuduyla kaçtığı dağ yolundu ölüme yakalandı.

17 Mart’a kadar aralıklarla süren saldırılarda ölenlerin sayısı hâlâ bile net değil. Bir çok kesiminin kabul ettiği ortak sonuç, çoğu kadın ve çocuk en az 5 bin kişinin öldüğü, 14 bin 765 kişinin yaralandığı. Ancak savaştan sonra kasabaya giden yabancı gözlemciler, sayının çok daha fazla olduğu görüşünde.

 

Halepçe Katliamı Tanıkları

Gazeteci Ramazan Öztürk anlatıyor:

“Askeri uçakla Hürremşehir’e ulaştık. Oradan helikopterle Halepçe’ye götürüldük. İki helikopterdik. Gittiğimiz bölge İran ve Irak arasındaki savaşın sürdüğü bir cepheydi. Halepçe mezarlığının olduğu bir tepeye iniş yaptık. İlk dikkatimi çeken şey Halepçe’nin üzerindeki ölüm sessizliğiydi. Kasabadan ne insan, ne araba, ne kuş, ne de böcek sesi geliyordu. Kimyasal silah nedeniyle ağaçların üzerindeki ilk tomurcuklar bile solmuştu.”

Tepeden kasabanın içine doğru yürüyen gazeteciler her adımda daha da dehşete kapılıyordu. Çoğunluğu yaşlı, kadın ve çocuklardan oluşan yüzlerce sivil, kimyasal silahın etkisiyle oldukları yere yığılıp kalmıştı. Öztürk’ün hatırladığı ilk şey kesif ceset kokusu:

Halepçe de Kimyasaldan etkilenen Kürt Kadını

Halepçe de Kimyasaldan etkilenen Kürt Kadını

“Çok ağır bir koku vardı. Yani insan kokusu çok ağırdır. Sonuç olarak istifra etmemek için çok zoruluyordum kendimi. Korkunç bir manzaraydı. Daha önce de birçok savaş bölgesine gittim. İran-Irak Savaşı’nı izledim. Cephelerde yüzlerce ceset de gördüm. Bir savaş cephesindeki görüntü değildi, oradaki görüntü. Yaşam, sivil yaşam merkezinde bir katliam, bir soykırım vardı orada. Ben buna soykırım diyorum. Neden? Çünkü 5 farklı etki gösteren kimyasal atıldı oraya. Dolayısıyla insan ayrımı yapılmadı. Oradan ne kadar canlı varsa öldü.”

Ramazan Öztürk, Halepçe'de gördüğü manzarayı savaş muhabirliği kariyerinin en korkuncu olarak tanımlıyor.

Ramazan Öztürk, Halepçe’de gördüğü manzarayı savaş muhabirliği kariyerinin en korkuncu olarak tanımlıyor.

Halepçeli Kerim Heme Emin:

Katliamda, annesi, 3 kardeşi, 4 yeğeni, 2 yengesi ile beraber 20’nin üzerinde birinci derecede akrabasını kaybetmiş biri olarak konuştuğunu söyledi. Emin, katliamdan sağ kurtulmasını ise o dönemde Halepçe’de bulunmayışına bağladı.

Emin Halepçe katliamını şöyle anlattı: “1978’e kadar Irak hükümeti Halepçe’yi defalarca bombaladı. 1978–1989 tarihleri arasında etrafındaki 200 köy Halepçe’ye iskana tabi tutuldu. Bu durumu protesto edenler bombalandı. 87’de 78 bin kişi ikamet ediyordu. 16 Mart 1988’de kimyasal silahlarla darmadağın edildi. Sonuç; 5 bin şehit, 40 bin yaralı ve 60 bin muhacir. 13 Mart’ı 14 Mart’a bağlayan gece dört koldan İran kuvvetleri Halepçe’ye girdi.

Bombardımandan kaçan yaşı küçük yüreği büyük çocuklar

Bombardımandan kaçan yaşı küçük yüreği büyük çocuklar

İki gün direnişin ardından 15 Mart’a Irak kuvvetleri, Halepçe’yi İran’a bırakarak geri çekildi. 16 Mart’ta İran kuvvetlerini Halepçe’nin dışına çıkardı. Aynı gün Irak güçleri Halepçe’yi bombaladı. Tüm kapı ve pencereler kırıldı. Bu kimyasal saldırıya hazırlık içindi.

Aynı gün öğleden sonra başlayan kimyasal saldırı üç saat sürdü. Sonraki iki gün art arda gece gündüz Irak uçakları bölgede canlı insan avına çıktı. Canlı ne varsa ateş ederek öldürdüler. 425–430 civarında kimyasal bomba kullanıldı. 8 Ağustos 1988’de Irak-İran savaşı bitti. Ardından hiçbir ev kalmamacasına tekrar bombalandı. Kimyasal saldırıda ölen insanların ölüm tarihleri Irak hükümeti tarafından 13 Mart 1988 olarak kayda geçirildi. ”

 

7 Yorumlar

  • Argêş eline sağlık gerçekten detaylı bir biçimde ele almışsın seni tebrik ediyorum fakat küçük küçük eksiklikler var gibi örneğin güçlü dünya devletlerinin bu katliamdan sonra ki tutumundan bahsetsen yaptıkları yaptırım veyahut aldikları kararlar vs.

  • Yüreğimiz dayanmıyor artık.Tarihimiz hep kanla dolu.O kadar can feda ettik ama hala yok sayilmaya asimile edilmeye çalışılıyoruz.Tarihimize milletimize sahip çıkmak zorundayız.

  • Allah’ım sana bin şükür ki artık kendi tarihimizi gerçek ten kürt sitesinden araştırıyoruz çünkü tarihimizi Türklerden duymaktan bıkmıştım çünkü türkler bizi tarihten silmek için her şeyi yapıyorlar.
    Emeği geçen herkese sonsuz mintelerimi sunuyorum iyiki sizin gibi kürtler var 🙏🙏🙏

Yorum bırak